Arama Kayıt ol Oturum Aç Forum saati: 10:22 22-Kasım-2008
topbanner
   Ana Sayfa   |   Forum   |   Üye Listesi  |   Gruplar  |   Son Konular  |   Galeri |   Top 10

Taşınıyoruz!

Sitemiz kilitli durumda ve yeni üye alımımız durmuştur.Bu site sadece gezilebilir. Burda emeği geçen herkese de teşekkür ediyoruz. (Emeklerimizin boşa gitmemesi site kapanmayacak)

Yeni alan adı, yeni sistem ve yeni bir sayfayla yeniliklere açılıyoruz! Belli bir düzeye gelene kadar yeni sitemiz duyurulmayacaktır. Eğer merak ediyor veya katkıda bulunmak istiyorsanız iletişime geçiniz.

Güncelleme: Aldığımız karar üzere yeni sitemiz sıfırdan yazılacak (kodlanacak) takım olarak bir araya gelip başlayabilmemiz bile belli bir zaman alacağından biraz zaman alacağını duyurmak istedim. Kafandaki şuanki plana göre 2 ay içinde başlayıp 3 ay sonra test aşamasında siteyi açacağınız! Site ilk açıldığında 50 GB buda yaklaşık 17.000 müziği direk indirebileceksiniz demek oluyor! Bizi bir tıkla destekleyebilirsiniz, teşekkürler...

Direkt, full, hızlı, şifresiz, sorunsuz ve güzel müzik için hepsi!!!

dürbün - öykü

Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder
Forum Ana Sayfa » Genel, güncel konular, haberler
Cevap: 0 | Gösterim: 644
elvistuna
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
Mesaj dürbün - öykü Tarih: 16:09 02-Eylül-2007 - Mesaj: #1
DÜRBÜN

(öykü)

Güneş gök yüzünde sanki hiç hareket etmiyor ve sonsuz sıcaklığını yeryüzüne

yayıyordu. Caddeler ve sokaklar boştu. Ağaçların ve kuytu yerlerin gölgesi bile serin değildi.

Manava, bakkala, markete giden elinde şemsiye, evinden öyle çıkardı.

Sıcaklığı insanların haricinde hayvanlarda sevmemişti. Gök yüzünde çığklık atan kuşlar

yoktu. Kedileri duvarların üzerinde gezinirken göremezdiniz. Çöp tenekelerinde de

bulamazdınız.

Ali sıcaktan kavrulmamak için balkondan içeri geçti. Bir hayli terlemişti. Islak tişörtü

bunun belirtisi idi. Onca zaman elinde dürbün, her tarafı taramış, kayda değer bir görüntü

yakalayamamıştı. Zaten kız milleti evden dışarıya hiç çıkmaz, üstüne bu sıcaklıkta eklenince

adeta buharlaşırlardı.

Dürbünü yeni almıştı. Tatile gidecekti. Orada doğa ile başbaşa kalıp ulaşmakta zorlanacağı

yerlere dürbünden bakacaktı. Bundanda kısa sürede sıkılacağını biliyordu. Dürbün için çok para

harcamıştı. Ona sıkıntı veren fazla yaşayamazdı. Ali en son bir dijital fotoğraf makinesi

almış, her görüntüyü çekmeye başlamıştı. Bunaltı geçirincede cihazı paramparça yapmıştı. Ali

düşündü. “Dürbünü şimdi kırsam iyi olacak” dedi içinden.

Önce serinlemeliydi. Banyoya girdi. Sabunlu bir duş aldı. Uzun süre soğuk su altında kaldı.

Beyninin çalıştığını hissetti. Mis gibi soğuk iliklerine işlemiş, üşümeye başlayınca banyodan

çıkmıştı. Üzerini giydi. Saçlarını taradı. Sonra evden çıkıp garaja girdi. Demirden bir balyoz

aldı. “İşte en zevkli an.” Diye söylendi.

Dürbünü taşın üzerine koydu. Balyozu kaldırdı. Dürbüne hızla indirmeye başladı. Birkaç

darbeden sonra geriye parçalar kalmıştı. Sonra artıkları toplayıp çöpe attı.

Oda biliyordu. Bu sıcaklıktan değildi. Dürbüne uyguladığı içindeki şiddet hiç değil. Ali doğa

ile arasındaki engeli kaldırmıştı. Zaten o güzel eşyaların eski çağlardan tanrılara kurban



edilebileceğini biliyordu. Tatile gideceği için bu yolla yaratıcıya teşekkür ediyordu.

Birden telefon çaldı. Karşıdaki arkadaşı Rıdvan’dı. Ona hazırlanmasını, az sonra yanına

geleceğini söylüyordu. Telefon kapanınca Ali gerekli olacak her şeyi çantasına doldurdu. Son

olarak içinde az bir para bulunan cüzdanı koydu. Ve beklemaya başladı.

Korna sesi duydu. Rıdvan gelmişti. Ali çantasını alıp evden çıktı. Kapıyı kilitledi. Arabanın

Yanına geldi. Ön koltuğa oturdu. Ve hareket ettiler.

Vakit hayli ilerlemişti. Uzun bir yolculuktan sonra geldikleri yer tatil köyü idi. Görünürlerde

modern evler vardı. Hiç apartman yoktu.

Rıdvan “Geceyi pansiyonda geçirseydik iyi olurdu.” Diye konuştu.

Ali “biliyorsun paramız yetişmez. Yamacın birine çıkar geceleriz.” Dedi.

Çadırları yoktu. Arabanın içi onlara yeterdi. Ve yeniden hareket ettiler. Dağda köyü

görebilecekleri bir yüksekliğe kadar gittiler. Boş yer bulup arabayı parkettiler.

Ali “ ben bu gün dürbünü kırdım.” Diye konuştu.

Rıdvan “iyi olmadı.” Dedi.

Ali “kızlar her zaman denizdedir, dedi. Onlara dürbün ile bakmak hoş değil.”

Rıdvan “niye?” diye sordu.

Ali “çapkın isen dürbün bu özelliğini köreltir.” Diye cevap verdi. O andan itibaren fazla

tartışmadılar.

Rıdvan “ haydi uyuyalım. Yarın erken kalkacağız.” Dedi.

İki arkadaş arabanın içine girdi. Uykuya daldı. Sabah uyandıklarında önce karınlarını

doyurdular. Sonra hazırlanıp yola çıktılar. Artık ikisi de denizdeki kızların potansiyeli idiler. Ali

ise daha başkaydı. O ihtiyaç hissetmeyen bir duygu ile omuzları boğa gibi gerilmiş ve başı

dikti.
Bu üye tarafından gönderilen mesajları bul  
Mesajları göster:   
Forum Ana Sayfa » Genel, güncel konular, haberler
Saat Dilimi » Türkiye Saati
Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder 
 
Yol AsansörFan-Gebze Anadolu Lisesi